3 Boyutlu Baskı Yeni Sanayi Devrimi Başlatabilir Mi?

1909 yılında verimlilik ve standardizasyonun üstadı sayılan Henry Ford, “Bir müşteri arabasını istediği renge boyatabilir… Siyah olduğu müddetçe.” demişti. Birinci Sanayi Devriminde makineler el işçiliğinin yerini aldığında Ford, seri üretimin temel prensibi olacak gelişmeye öncülük etmiş ve makineleri kullanarak büyük rakamlarda tek tip ürün üretilmesini sağlamıştı. Bu dönem İkinci Sanayi Devrimi olarak kayıtlara geçti.

Bugün, Ford’un sanayiyi tanımlayan açıklamasının üzerinden 100’den fazla yıl geçmişken, 3D baskı gittikçe daha yaygın bir hal alıyor ve herhangi birinin dilediği ürünü, dilediği zamanda makul fiyatlarda yaratmasını sağlıyor. Artık ürünlerin birbirinin aynısı olmasına gerek yok; ürünleri çok az veya sıfır maliyetle kişisel ihtiyaçlarımıza göre şekillendirebiliyoruz.

Peki, günümüzdeki dijital üretim yetenekleri tek tip ürün üretimini eski moda hale mi getiriyor? Seri üretimi toptan değiştirmenin eşiğinde olabilir miyiz? Üçüncü Sanayi Devrimi’nin kıyısında mıyız?

Günümüzde Üretim Nasıl Yapılıyor?

3D baskının seri üretime nasıl sekte vurabileceğini daha iyi anlamak için geleneksel üretim teknolojileri arasındaki önemli farklılıklara bakmak gerekiyor.

Temelde seri üretim ölçekle ilgilidir – üretim miktarı arttıkça her bir ürün başına maliyet düşer. Bu mekanizmanın arkasındaki prensibe göre aynı ürünü verimli bir şekilde çok sayıda üretebilecek üretim tesislerine yatırım yapılır.

Pek çok “ürün” üretmek (ve elbette satmak) ilk yatırımın nispi maliyetini düşürür, karşılığında ise talep artışı durumlarında ürün daha düşük fiyatlara satılabilir hale gelir. Belirli bir ürüne olan talep arttıkça üretim maliyeti düşmeye devam eder ve parça başına nispi kar marjı yükselir – buna ölçek ekonomisi denir.

Yani ekonomik büyüme ancak ölçek ekonomisi gerçekleştiğinde söz konusu olabilir ve bu durum bizi seri üretimin esas kusuruna götürür: Ürünler, üretilene kadar satılamaz.

Pazar tahminleri ve milyon dolarlık satış ekipleri üretim sipariş kararlarını yönetse de üretilen malların tahmini %30’lık kısmı üretim bandından çıktıktan sonra aylar içinde ıskartaya çıkar. Diğer bir deyişle her 10 sevkiyat konteynerinden 3’ünün içindeki ürünler daha müşteriye ulaşmadan çöpe gitmektedir.

Söz konusu ürünler atık sahasına doğru yola çıktığı esnada, düşük ücretli işçi çalıştırılan Çin, Brezilya veya Endonezya gibi ülkelerdeki imalat tesislerinde yeni üretim siparişi üzerinde çalışılmaya başlanmıştır bile. Böylece enerji tüketimi, paketleme, iş ve ham madde israfı döngüsüne girilmektedir.

Seri Üretim 3D Baskıya Karşı

3 boyutlu baskı ise diğer taraftan tamamen bambaşka bir düzende çalışır.

Maliyet açısından bakılırsa 3D basılmış her bir ürünün birbirinin aynısı veya farklısı olup olmadığı pek de önem arz etmez. 3D baskıda standart kalıplara ihtiyaç yoktur. Bu sayede tamamen özelleştirilmiş ve hatta kişiselleştirilmiş ürünler aynı maliyet ile üretilebilir.

Elbette bardağın diğer tarafına bakacak olursak, günümüzdeki seri üretimle karşılaştırıldığında 3D baskıda, ölçek ekonomisinden bahsedersek aynı oranda fiyat düşüşü söz konusu değildir. Diğer bir deyişle 3D basılan ürün kullanıcıya daha fazla değer ulaştırmış olsa da genellikle seri üretim üründen daha pahalıdır.

Ürünler 3D baskı ile üretildiğinde, üretimden önce dijital olarak modellenir ve satın alınır; yani üretim talebe dayalıdır. Satın alındıktan sonra bu ürünlerin üretimi, müşterilerin evinin salonunda bile gerçekleşebilir. Zira 3D yazıcılar oldukça kompakt ve otomatizedir. Bu yerellik özelliği sayesinde depolama, nakliyat ve daha da önemlisi israf söz konusu değildir.

Bunlar göz önünde bulundurulduğunda “3D Baskı Devrimi”nin seri üretimin yerini alıp alamayacağı sorusunun tekrar edilmesi oldukça normaldir. Talebe dayalı kişiselleştirilmiş ürünlerin yaratılması gerçek olamayacak kadar kulağa hoş gelmektedir. En azından kısmen öyle. Seri üretimin, standardizasyon ve maliyetler düşünüldüğünde saf dışı bırakılması oldukça zor ve bir o kadar da etkili bir sistem olduğu kabul edilmelidir.

Elmayla Armudu Karıştırmamak Gerek

Şüphesiz ki seri üretim, standardizasyonun faydalı olduğu durumlarda büyük ölçekli üretim için ideal bir yöntemdir. 3D baskı teknolojileri söz konusu fiyatlar ve hatta kalite açısından seri üretimle yarışamaz. 3D baskının esas faydaları talebe dayalı olması, kişiselleştirilebilmesi ve tasarım karmaşıklığıdır. Seri üretimi yapılan ürün kategorilerine çok az veya sıfır değer katmaktadır. Bu sebeple seri üretim sistemlerinin pek çok sanayi kolunda baskın üretim yöntemi olarak kalması beklenebilir.

Lakin 3D baskının büyük farklılıklar yarattığı pek çok ürün kategorisi de bulunmaktadır. Bu ürünler özellikle sınırlı sayıda üretilen, kişiselleştirilmeye ihtiyaç duyulan veya sadece geleneksel üretim teknolojileri ile üretilemeyen ürünlerdir.

Moda, uzay, ilaç ve yiyecek gibi endüstriler daha şimdiden 3D baskı teknolojilerinin tanıtılmasıyla sekteye uğramaktadır. 3D baskının asıl faydası seri üretimin yerini alacak olması değil daha ziyade yepyeni ürün kategorileri yaratacak olmasıdır.

Örneğin, Nike koşu ayakkabıları gibi günlük bir ürünü ele alalım. Tüm modeller, beden farklılıklarını göz önünde bulundurmazsak aynı ürün elde edilecek şekilde seri üretilir. NikeiD sayesinde ise Portland-Oregonlu spor giyim devi, müşterilerine görünüm veya başka açılardan ihtiyaçlarını karşılayacak özelleştirilmiş ürün imkanı sunmaktadır.

Yakın geleceği hayal edin. İnternetten bir çift yeni ayakkabı satın alıyorsunuz ve NikeiD sunucusu üzerinde ayağınızın kullanıcı hesabınızdan erişebileceğiniz bir 3 boyutlu taraması bulunuyor. Ayakkabıyı sadece istediğiniz renkte değil ayağınıza tamamen uyacak istediğiniz formda özelleştirmek de mümkün oluyor.

3D baskıyı kullanarak ayakkabı üreten Nike gibi perakendeciler, müşterilerinin ihtiyaçlarına göre ürünleri yeniden tasarlayabilir. Üstelik bu durum yüzlerce yıldır kendilerine özel takım elbise diktiren beyefendilerin durumundan biraz farklı. Zira 3 boyutlu yazıcılar sıradan bir perakende ortamında ve hatta evlerde bulunabileceğinden, kendinize özel ayakkabınızı neredeyse satın alır almaz basabileceksiniz demektir.

Birdenbire durum, aynı üründen binlerce üretildiği ve satış umuduyla nakliyatının yapıldığı bir üretim modelinden satışın yapıldığı, üretiminin yalnızca gerekli olduğunda gerçekleştiği ve 24 saat içerisinde teslimatının yapıldığı bir üretim modeline dönüşüveriyor.

Elbette söz konusu senaryo 150 dolarlık bir çift ayakkabının fiyatını ikiye katlayabilir ancak fiyatını göz önünde bulundurmazsak bu yeni nesil ayakkabının eski standart modelleri nasıl da tarihi eser haline getireceğini bir hayal edin.

Benzer örnekler yiyecek ve ilaç sektörüne yaklaşımlarımız düşünüldüğünde de uygulanabilir. Neredeyse her bireyin birbirinden farklı besin ve sağlık ihtiyaçları olmasına karşın, yalnızca ABD’de beslenme ve sağlık önerilerinin milyonlar için standartlaştırıldığını biliyoruz. Giyilebilir teknolojilerin ve sağlık durumunu görüntüleyebilen akıllı telefonların çağında, bu verilerin faydalanıldığı bir gelecek mümkün. Örneğin her birey için özelleştirilmiş reçeteli ilaçlar veya vitamin takviyeleri söz konusu olabilir.

Sonuç olarak 3D baskının potansiyeli hesaba katıldığında seri üretimin tamamen son bulmayacağı oldukça aşikar. Verimliliği ve ölçeği belirli ürün kategorilerinde büyük fayda sağlıyor. Lakin 3D baskı, tamamen yeni bir ürün kategorisi yaratacak potansiyele sahip ve bu sayede karmaşık tedarik zinciri ve aşırı israf gibi faktörleri ortadan kaldırırken üretim, varlık ve bilginin merkezileştirilmesini de önlüyor.

Uzun vadede 3D baskı, üretim ve tüketimin yeniden bir araya getirildiği, merkezcilikten uzak, kırsal tabanlı ve bağımsız bir ekonomi yaratmaya yardımcı olabilir.

Kaynak: TechCrunch

Etiketler