Şoförsüz Arabalar, Antitröstçüleri De Meşgul Edecek Gibi Görünüyor

Şoförsüz arabalar, Amerika’nın otomotiv ile olan ilişkisini kökten değiştirecek gibi görünüyor, hem de sadece sürücüleri direksiyondan özgürleştirecek değil. Şoförsüz arabaların bulunduğu bir topluma geçişin, birbirini takip eden ekonomik değişim dalgaları sonucunda meydana geleceği tahmin edilmekte; bu nedenle antitröst düzenleyicilerinin ve kongrenin tetikte olması tavsiye ediliyor.

Mercedes ve Volvo gibi büyük araba üreticileri, Google gibi teknoloji devleri ile ilk nesil sürücüsüz arabaları piyasaya sürme konusunda yarışmakla kalmıyor; tüm araba sahiplerinin yola çıkmadan önce yaptırmak zorunda oldukları yükümlülük sigortası da dahil olmak üzere ilgili tüm ürünler için rekabet etmeye başlamış durumda.

Geçtiğimiz yıl içerisinde yaklaşık olarak 200 milyar pirim sağlamış olan araç sigortası işi, an itibariyle sektörün en büyük paylarından birine sahip. Bir yandan araç sigortası ihtiyacının yakın zamanda azalacağı öngörülmezken, öte yandan sürücüsüz araçların ortaya çıkışı ile pazarın tamamıyla yerinden oynayacağı tahmin ediliyor. Bu yeni teknoloji sayesinde meydana gelen kaza sayısının azalması beklenirken, bu kazaların sebebinin, insan hatasından çok ürün deformasyonundan kaynaklanıyor olacağı öne sürülmekte. Danışmanlık firması KPMG, geçtiğimiz dönemde araç sigorta sektörünün, önümüzdeki 25 yıl içerisinde yüzde 60’lık bir küçülme yaşayacağını öngörüyor.

ABD antitörst yasasının temel amacı, birbirlerine rakip firmaların fiyatlandırma politikaları üzerinde koordineli davranmalarını veya fiyat anlaşmaları yapmalarını önleyerek tüketicileri korumak şeklinde özetlenebilir. Antitröst ihlallerine karşı uygulanan sıkı cezalara rağmen, yasalar halen suistimal edilmekte. ABD Adalet Bakanlığı, sadece geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde milyar dolar değerinde ceza kesmiş durumda.

Bazı rakip firmaların, müşterilerini kaybetme riskine rağmen “danışıklı dövüş” arzusu, otomotiv ve sigorta sektörlerinin şoförsüz araçlara yer açmak üzere olmaları ile bağdaştırılabilir, zira bu değişim oldukça çarpıcı ve hızlı bir şekilde gerçekleşecek.

Örnek verecek olursak, şoförsüz araba satıcılarının en büyük rekabeti, kaza sırasında karşılayacakları sigorta alanları olacak. Volvo, daha şimdiden henüz var olmayan şoförsüz arabalarında gerçekleşen kazalarda yükümlülüğün tamamını kabul edeceğini açıkladı. Google ve Mercedes de aynı şekilde mekanik veya yazılımsal hatalardan meydana gelen kazalarda toplam yükümlülüğü karşılayacağını duyurdu.

Bir araç bayisinin hangi kaza ve yükümlülükleri karşılayacağı konusu, oldukça çetin bir rekabete yol açacak gibi görünüyor. Ancak satıcılar teklifleri ile ilgili koordine olursa ya da bir tık daha ileriye gidip teklifleri konusunda anlaşma yapmaya kalkarlarsa bu; tüketicilere, daha yüksek maliyetler, daha az kapsama ya da her ikisi de dahil olmak üzere ciddi zararlar verebilir.

Sürücüsüz araba tedarikçileri, aynı zamanda şoförsüz bir araca sahip olmanın gerektirdiği yükümlülük ve teknolojik standartlar ile ilgili de kendi aralarında tartışacak gibi görünüyor. Yeni oluşan teknolojiler bazında böyle anlaşmalar oldukça genelgeçerdir ve çoğunlukla tüketicilerin lehine işler. Ancak bu senaryoda firmaların tüketicilere zarar verebilecek anlaşmalara ve koordinasyonlara gidebilme ihtimalleri de yok değil.

Buna benzer olarak araç sigortası alanında da koordinasyon ve anlaşmaya gitme arzuları, sektörün azalan talep karşısında kendini yeniden yapılandırmaya zorlanmasından dolayı kritik bir rol oynayabilir.

Şoförsüz arabalar bizi daha güvenli hale getirecek ve hayatımızı önemli ölçüde değiştirecek. Antitröst düzenleyicilerinin ve kamu yetkililerinin; bizi yeni bir çağa yönlendirecek olan işletme anlaşmaları ve değişimleri denetlerken, uzun vadeli antitröst yasalarını görmezden gelmemeleri gerekir.

*Antitröst yasalar, piyasada tekelci sayılan veya haksız rekabete giren uygulamaları kısıtlayan yasalar bütünü olarak özetlenebilir.

Etiketler