GC Academy’nin Düzenlediği Dijital Ekonominin Geleceği Başlıklı Konferansın İlk Oturumunda Levent Erden Sahne Aldı

BTS & Partners’ın Microsoft Türkiye ile işbirliği içinde düzenlediği, DigitalTalks olarak iletişim partneri olduğumuz, 6 Aralık 2018 Perşembe günü Fairmont Hotel’de gerçekleşen, Dijital Ekonominin Geleceği başlıklı konferansın açılış konuşmasını BTS & Partners’ın Ortağı, Avukat Selin Beceni gerçekleştirdi. Selin Beceni konuşmasında GC (General Counsel) Academy markası altında düzenledikleri konferansların amacından kısaca bahsettikten ve dinleyicilere katılımları için teşekkür ettikten sonra sahneyi Next Academy’nin kurucularından Levent Erden’e bıraktı.

Levent Erden’in sunumunun başlığı “Dijital Ekonominin Geleceği”ydi. Kendisinin sunumundan kimi paylaşımları sizlere aktarmak istiyoruz:

  • “Eskiden bilim kurgu vardı; şimdi ise sadece fantastik tür var. Artık hayatımızda bilim kurgunun yeri kalmadı.”
  • “3.000 sene boyunca insanlığın hızı hiç değişmemiş, dünya aynı hızda yaşamaya devam etmiş. Bu durağan 3.000 senenin ardından İngiltere’ye atılan V-1, V-2 füzeleriyle Buharlı Tren’in bulunuşundan sadece 80 sene sonra insanlığın hızı saatlerden dakikalar haline geliyor. Bunun sonrasında 68’de aya çıktı insanoğlu ve dakikalar saniyelere dönüştü. Buradan anlayacağımız şey şu ki; hız insanın kapasitesiyle sınırlıdır. 3.000 sene durduktan sonra 15-20 yıl içinde bu noktaya geldik.”
  • “Hız hayatımıza parametre olarak dahil etmediğimiz bir şey. Bize söylenen şey, zamana karşı dayanıklı olmaktı. Fakat, önemli olan zamana dayanıklı olmak değil, hıza hatta ivmeye dayanıklı olmak. Facebook sadece 15 senedir var, fakat hayatımızdaki yerini böyle görmüyoruz. Yani ilk kontrol edilecek şey adaptasyon hızı; hızı kontrol edemeyen hayatta kalamaz.”
  • “Sürdürülebilirlik kavramı çok yanlış bir noktada kullanılıyor. Bu kavram, yerine konulamaz doğal kaynakla ilgili bir şey. Dünyamızda, insan ilişkileri dahil olmak üzere hiçbir şey sürdürülebilir olamaz; her gün aynı kişiyi, aynı müşteriyi yeniden tavlamak zorundayız. Bu kavramın kullanımı 90’larda kullanılan sinerji veya daha sonrasında trend olan inovasyon kavramı gibi düşünebiliriz. Sürdürülebilir karlılık veya sürdürülebilir fayda gibi bir şey yok…”
  • “Sahip olduklarımızla övünme devri sona erdi. Artık önemli olan sahip olmak değil, ait olmak…Günümüzdeki asıl sorun bir şeylere ait olmakla ilgili. Herkeste aidiyet eksikliği korkusu var. Birçok hareketimizi ait olmak adına gerçekleştiriyor, birçok kararımızı ait olmak adına veriyoruz… Milyon dolar kazandığını bildiğimiz büyük şirket yöneticisinin avatarına çocuğuyla beraber tuttuğu takımın formasını koymasının sebebi bu aidiyet eksikliğidir. ”
  • “Hayatımızı sürekli dönüşüm yönetiyor. Bir kitap okudum ve hayatım değişti diye bir şey yok. Önümüzde sürekli olarak sınırsız çözüm seçeneği bulunuyor. Eskiden otomobillerin renginden hangi yılın modeli olduğunu bilebilirdiniz. Şimdi ise Türkiye’de alt markalarla birlikte 60 otomobil markası var. Televizyonda sonsuz kanal seçeneğimiz var. Bu seçenek patlaması bizi zora sokuyor. Ne seçersek seçelim, acaba öbürü daha mı iyiydi sorusuyla baş başa kalıyoruz. Yani, fazla alternatif mutlu etmiyor.”
  • “Dünya bilgiyle dolup taşıyor ve bu bilgiyle ne yapacağımızı bilmiyoruz. Bilgiyi üretmek bir şey değil, bunları okuyup değerlendirecek ve senaryo üretecek insana ihtiyaç var. Ne yazık ki bu senaryonun nasıl yazılacağını söyleyen kimse yok. Bunu ne üniversiteler ne de kurumlar çözebiliyor.”
  • “Netflix; kim, nerede, hangi saatte, neyi seyrediyor hepsini biliyorlar. Ortalama bir film için 20 ayrı banner düzenliyorlar ve kişinin beklentilerine göre banner sunuyorlar. 50 milyon film arasından siz 55 tanesini görüyorsunuz çünkü sizin ilgileneceğiniz filmler sunuluyor. The Crown dizisi için 217 farklı afiş hazırlanmış; aynı gelir grubunda olan ve yan yana yaşayan iki insan için bile farklı iki afiş bulunuyor.”
  • “Eskiden başkalarının ‘ben’i nasıl gördüğü önemliydi. Şimdi ise benim beni nasıl beğeniyor olduğum önemli olmaya başladı. Yani, kriter benim kendimi nasıl gördüğüm oldu. Selfie’nin altındaki düşünce de tam olarak bu: benim koyduğum beni beğeneceksiniz.”
  • “Millennials gibi nesillere ilişkin kavramlar var. Mardin’deki kişiyle İstanbul’daki kişi aynı millennial grubuna dahil olabilir mi? Bence Türkiye’de sadece iki kuşak var: darbeler kuşağı ve enflasyon kuşağı…”
  • “Hiyerarşinin sonu geldi. Dünyanın ilerleme hızı ve hiyerarşiler birbiriyle uyumlu şeyler değiller. “25 senedir yüksek lisans derslerinde öğrencilere sorarım: Büyüyünce ne olacaksınız? Önce bir gülerler ve sonrasında bir şeyler yazarlar. İki üç kişi aile şirketi der. Gerisi ise iyi bir ünvan istediğini yazar. Fakat, yakında bu ünvanların hiçbir önemi kalmayacak. Bu hızın içinde o tanımların bir anlamı yok…”
  • “Dar-derin deneyimin sonu geldi. Biz Batı’da hep dar bir alanda uzmanlaşmak üzerine eğitim gördük. Batı tıbbını düşünürseniz, mide ve böbrek farklı iki kişinin uzmanlık alanıdır… Fakat Doğu’da bu böyle değil… Buna bütünsel yaklaşım diyoruz ve ihtiyacımız olan tam olarak bu. Doğu tipi düşüncenin öne geçmesi lazım çünkü hayati çözümler için bir uzmanlık alanı yetersiz kalıyor.”
  • “Başkalarından iyi olma düşüncesi yok oluyor. Neden birbirimizden iyi olmak zorunda olalım? Bu sistem insanları mutsuzluğa sürüklüyor çünkü insanların hızı bu rekabete yetmiyor ve teknoloji bunu pekiştiriyor.”
  • “Rekabet yanlış tanımlanıyor. 100 birim para kazandığınızı düşünün. 80 birimi mecburi harcamalarınıza gidiyor. Önemli olan kalan parayı nasıl harcayacağınız. Ya bir elbise satın alacaksınız ya tango dersine gideceksiniz ya da bilgisayar oyunu alacaksınız. Elbiseden vazgeçtiğinizde başka bir elbise almazsınız. Rekabet tatminler arasındadır. Ceket almıyorsanız, tatile gidersiniz.”
  • “Artık aracısızlık dönemindeyiz. Aracısızlık, her alan için çok önemli. Eskiden gazete okuyorduk şimdi ise haberi yazan kişiye doğrudan ulaşıyoruz…Herkesin aracısızlaştırmayı düşünmesi gerekiyor.”
  • “Paylaşım ekonomisi devrindeyiz. Teknoloji ne olursa olsun paylaşmak gerekiyor.”
  • “Tek fonlar ve fonların yönetildiği dönemler bitecek. Kitlesel fonlama zamanındayız.”
  • “İnsanlar eskiden heykellerini, tablolarını yaptırıyorlarmış. Bunun nedeni ise ölümsüzlüğü sonsuz olmayı istemek. Sonrasında fotoğraf çıkmış. Biliyorsunuz bebeklerin fotoğrafı çok daha fazla çekilir. Neden? Çünkü o dönem ölümsüzleşmelidir, bir daha geri gelmeyecektir. Fotoğraflarla ölüme meydan okuruz. Peki ya Instagram hikayelerinin amacı nedir? İşte arz patlamasında hiçbir şeyi saklayamazsınız; 24 saat içinde hatıraları atıp yenilerini edinmek zorundasınız.”
  • “Farklı disiplinleri bir arada kullanmak zorundayız. Çoklu disiplinin bir arada bir şeyler yapması gerekiyor. Bağlantılar, ortak çalışmalar olmak zorunda. Çünkü tek bir disiplinin ne bünyesi ne de saatleri yeter…”
  • “Algoritmokrasi nedir? Algoritmaların algoritmalar yaratması ve hayatımızdaki birçok şeyin kararınını bu algoritmaların yönetmesi. Kim neyi göreceğine algoritmalar karar veriyor. Sosyal medya gibi platformlar, kimsenin seçmediği yöneticiler tarafından kurallar koyuyor ve bizi bunlar yönetiyor.”
  • “Self-regulation çok önemli yoksa algoritmaların kurallarına boyun eğmek zorundayız.”
Etiketler