Tasarım Gereği Domino’s Instagram’da Biraz Çirkin

Instagram çağında, yiyecekler artık sadece yiyecek olmak üzere tasarlanmıyor. Artık, yiyecek dediğimiz şey bir sanat eseri, fantastik bir yaşam tarzının ifadesi. Bu yüzden artık unicorn latteleri içiyoruz ve gökkuşağı simitleri yiyoruz. Yiyecek, artık yemekle ilgili değil; ulaşılamaz mükemmelliğin belgelenmesiyle ilgili bir şey.

Yine de bu etkileyici yiyecek yeni dalgasında barınan ve konferans odaları masalarında, floresan ışığı altında ve her türlü sade açıyla yiyeceklerini fotoğraflamakta ısrarcı olan cimri bir marka var. Sanatı, isimsiz bir Android akıllı telefonu satın almış 65 yaşındaki ebeveynleriniz tarafından yönetiliyormuş gibi görünen bir marka: Domino’s.

Domino’s’un dijitalden sorumlu müdürü Dennis Maloney, “Bu alanda, mükemmelin altında olanın bazen gerçekten mükemmel olduğunu fark ediyoruz.” diyor. “Birçok müşteri yiyeceklerini fotoğraflıyor. Fotoğrafı çektikleri yere ve ışığa göre, yiyeceğin farklı görüneceğini biliyorlar. Görüntüler mükemmel olmadığında çok daha dürüst ve şeffaf hissettiriyor.”

Gerçekten de, 2010 reformülasyonu ve özür turunda kendi ürününü eleştirmeye başladığından beri bu şeffaflık stratejisi Domino’s için çalışıyor. Domino’s, yiyeceklerinin tat testlerinde başarısız olduğunu ve tüketicileri hayal kırıklığına uğrattığını kabul etti ve daha güvenilir malzemeleri kucaklayacağına söz verdi. Bir tahmine göre Domino’s, Pizza Hut’ın 1 numaralı yerini bu yılın sonuna kadar alacak. Daha az takipçisi olmasına rağmen Domino’s, Instagram ve Twitter’da daha çok beğeni alıyor. Pizza dünyasında, bu alışmadık tutum, Papa John’s ve Little Ceasar’s gibi emsallerini de içeren rekabette üstünlük getirmekte.

Domino’s’un yayınları hiçbir objektif ölçüyle iştah açıcı değil. Ancak, yeterince uzun süre bakarsanız, garipliğin uyumu batmaya başlıyor. Stüdyo aydınlatması ile Papa John’s ve Pizza Hut’ın fotoşoplu pepperonisi, Fransız manikürünün ve spreyli bir bronzluğun eşdeğeri gibi görünmeye başlıyor. Sahte.

Domino’s, sosyal medya yayınlarını güncellemesi için profesyonel fotoğrafçılar yerine dijital pazarlama ekibine güveniyor.  Bugün, ister bir mutfak fırınından çıkarılmış olsun, ister bir çalışan tarafından teslim edilmiş olsun Domino’s’un fotoğraflarının hepsi gerçek ve yiyecek stilisti gerektirmiyor. Domino’s, #nofilter markasının yaşayan bir örneği gibi.

Maloney, “Bence bu, gerçekten bizim aradığımız şey.” diyor. “Çok gerçekler. Kusurlarıyla birlikte gerçekler.  Bir tane aldığınızda karşılaştığınız şeyin tam olarak aynısı.”

Unicorn renkli etkileyici şeylerin çağında, sosyal medyada gördüğümüz hiçbir gerçeğin aslında o kadar gerçek olmadığı bir zamanda, toplum Domino’s’u panzehiri olarak kullanıyor olabilir.

Maloney, “Biraz vıcık vıcık, yağlı, kusurlu ambalajlı ve biraz yanık kenarlı olsa bile, aldığınız pizza bu.” diyor. “Ve bu, size, en son yediğinizde ne kadar iyi olduğunu düşündürüyor.”

Şimdilik, Domino’s bu fotoğrafçılık yaklaşımıyla devam etmeyi planlıyor. Maloney, Domino’s’un yakında Grosstagram’da rakipleri olacağından şüpheleniyor. Sosyal medyaya gittikçe bağımlı olmamızla, çevrimiçi olarak gördüğümüz şeylerin gerçek olmadığını anlamanın toplumsal bir kırılma noktasına ulaşıyoruz gibi gözüküyor. Müşterileri ile samimi bağlantılar kurmak isteyen markaların bu gerçeği anlaması ilk adım olabilir.

Etiketler