Finansal Teknolojinin En Önemli Gelişen Beş Pazarı Yol Ayrımında

Accenture danışmanlık şirketi Asya’daki yerel bankacılık topluluklarını uyardı: Bölgedeki bankacılık dışı faaliyet gösteren FinTech (Finansal Teknolojiler) şirketlerine yapılan yatırımın sadece 9 ayda 2014 yılındaki 880 milyon dolardan 3.5 milyar dolara çıkarak geçen seneki rakamları dörde katladığını açıkladı.

Gelişmiş pazarlarda FinTech, tedarikçi ve tüketici arasındaki hizmet açığından faydalanarak finans modellerini karışıklığa sürüklerken yükselmekte olan pazarlarda ise finans endüstrisini ele geçirme yolunda hızla ilerliyor.

Ancak gelişmekte olan FinTech endüstrisi için fırsatlar kadar büyümesini baltalayan önemli etmenler de bulunuyor. Bunlar arasında bürokratik düğümlenmeler ve hükümetlerin ilgisizliği sayılabilir. Konuyla ilgili en umut vadeden fırsatlar ve sınırlamaların bulunduğu 5 ülke şu şekilde sıralanabilir:

Nijerya: Fiziksel Cüzdanlar Dijital Cüzdanlara Karşı

Nijerya, Afrika’daki ekonomik başarı hikâyelerinden biri. Ancak Nijeryalıların %95’i para transferini hala nakit olarak yapıyor. Daha da ilginç olanı ise Nijerya’daki nakdin büyük bir kısmının bankalar kullanılmadan elden ele dolaşması. Zira vadesiz mevduatlarda engelleyici minimum açılış bakiyesi sorunu var. Nakit ödemeler genellikle riskli ve hatta bazı durumlarda yasal değil. Bu sayede Paga ve Ready Cash gibi FinTech şirketleri, banka kullanmayan kişilere SMS yoluyla ödeme yapma imkanı sunarak kısa sürede milyonlarca kullanıcı elde etmeyi başardı.

Ancak dijital cüzdanlar anakarada hala parça parça kullanıldığından alternatif birleşik bankacılık kanalları geliştirmek bir sorun olmaya devam ediyor. Yani SMS bankacılığı kısa vadeli çözüm sunarken ne finansın büyümesini garanti ediyor ne de varlık yönetimini mümkün kılıyor.

Nijerya eğer vatandaşlarının daha uzun vadeli finans planları gerçekleştirmesini istiyorsa yerel cüzdanları global ağa bağlama konusunun üstesinden gelmesi gerekecek.

Cash Envoy, Nijerya’daki birleşik cüzdanlar üzerine çalışan şirketlerden biri. Hizmet tek bir Cash Envoy cüzdanı aracılığıyla e-posta ile ödeme yapma imkanı sunuyor. Uluslararası bir statüye gelmeyi başarırsa Nijeryalı tüketicilerin gelirlerini artırmalarını sağlamada büyük yararı dokunmuş olacak.

Çin: İnovasyon Kontrole Karşı

Çin’in dev ekonomisi elbette sorunsuz değil ve finans endüstrisi verimsizliklerle delik deşik olmuş durumda. Merkezi ve komuta dayalı ekonomisiyle Çin, FinTech şirketlerini çok narin bir konuma koyuyor: İnovasyon için cesaretlendirirken sadece geleneksel endüstrideki verimsizlikleri ele almalarına izin veriyor. Ancak finansal ve politik çevrelerdeki temkinli iyimser havaya bakılırsa FinTech endüstrisinin yaşlanmakta olan bir sistemi değiştirebileceği düşünülüyor.

Verimsizliğin yaşandığı en önemli alanlardan biri ise basit ve günlük ödemeler. Dünyanın en büyük mobil ve internet kullanıcı sayısına sahip ülke, FinTech için bulunmaz bir fırsat. Ancak bu kadar dar bir alan sunulan FinTech, gerçekten başarıya ulaşabilir mi?  Alibaba’nın Alipay hizmeti Çinli mobil ödemelerin neredeyse %80’ini işliyor ve 2016 yılında halka arz için hazırlık içerisinde. Çin pazarındaki diğer devlerden biri olan Tencent ile birlikte Alipay, ülkedeki para transferlerinin büyük bir çoğunluğunu idare ediyor.

Lakin risk muhalifi yöneticiler ödeme mevzuatlarını yürütmeye koyarsa FinTech’in büyümesinin ciddi anlamda önü kesilebilir.

Hong Kong’taki yönetim ise Çin hükümetinin FinTech’i sermayeye çevirebileceği yönünde umut besliyor. Finans Sekreteri John Tsang, Kasım ayında Hong Kong’un global FinTech lideri olması için bazı politika önerilerinde bulunacağını vaadetti.

Hindistan: Bilişim Bürokrasiye Karşı

Hintlilerin yarısının banka kullanıcısı olmadığı ve küçük işletmelerin %90’ının da resmi finans kurumlarıyla bağının bulunmadığı hesaba katılırsa Hint pazarının FinTech patlaması için hazır olduğu söylenebilir. Hintlilerin %80’i mobil telefon kullanırken %32’sinin 2017’ye kadar akıllı telefon sahibi olacağı tahmin ediliyor. Bu sebeple FinTech şirketlerinin, Catalyst Labs’ın da yaptığı gibi üreticiler ve tüketiciler arasındaki bilgi açığını sermayeye çevirmesi gerekiyor.

Catalyst Labs, çiftçilerin direkt olarak toptan alıcılarla iletişime geçmesini sağlıyor ve güvenilir veri ağları sayesinde yanlış bilginin yayılma riskini minimuma indiriyor. Bu sayede çiftçiler alıcının ne istediğini biliyor ve israf, fiyat şişkinliği minimize ediliyor.

Ancak üreticilerin gerçekten fayda sağlayabilmesi için hukuki çerçevenin değişmesi gerekiyor. Eski yönetmelikler ve yasalarla eli kolu bağlanmış olan Hindistan, insanlarının refaha ermesini istiyorsa değişimi baştan planlamak durumunda. Örneğin üreticiler karları artsa bile kolaylıkla arazi satın alamıyor. Başbakan Narendra Modi son günlerde Silikon Vadisi’yle ilgili sıcak açıklamalarda bulunsa da teknolojinin fazla büyümüş bürokrasi problemini çözmede tek başına yeterli olmayacağının bilinmesi gerekiyor. Zira Hindistan’ın, fark yaratacak büyümeye ulaşabileceği ortamı teknolojiye sağlaması gerekiyor.

Filipinler: İstek Farkındalığa Karşı

Filipinler’de nüfusun 1/4’ü akıllı telefon sahibi ve internete erişim oranı %50’den fazla. Ancak Filipinliler’in sadece %20’si banka kullanıcısı ve para transferlerinin neredeyse %98’si nakit olarak yapılıyor. Bu durumdan faydalanmak için hükümet, USAid ve ana akım bankalar E-Peso ödeme sistemini geliştirmek için birlik oldu. E-Peso yalnızca B2C, B2B veya C2C işlemler için değil aynı zamanda kamusal alanda da kullanılabilecek bir elektronik ödeme sistemi.

Bu ödeme sistemi yalnızca toplumu nakitten arındırmayı hedeflemiyor, aynı zamanda bu proje finansal erişimin faydalarını vurguluyor, daha güvenli ve takip edilebilir olması sebebiyle de kamusal alandaki yolsuzlukları sınırlıyor. Hükümet projenin başarıya ulaşması için çaba sarf etse de yaygınlaşmış kullanım ancak günlük alışkanlıkların değiştirilmesiyle mümkün olabilecek. Filipinlilerin teknolojiye daha kolay erişebilmesi, erişimin önündeki engellerin kaldırılması ve bilgi düzeyindeki kültürel yetersizliğin önlenebilmesi için farkındalık eğitimlerinin verilmesi gerekiyor.

Meksika: Eşitsizlik Güce Karşı

Meksika’daki derin sosyal eşitsizlikler, Kiwi gibi bir dizi FinTech projesinin geliştirilmesinin yolunu açtı. Kiwi, düşük gelirli ailelerin ürün ve hizmetler için adım adım planlama ve ödeme yapmasını kolaylaştırırken tüccarların satışları artırmasını da sağlıyor. Kiwi sağlıktaki eşitsizlikleri azaltmada önemli rol oynarken coğrafi gibi diğer eşitsizlik türleri ülkede büyük oranda yaşanmaya hala devam ediyor.

Ulusal Girişimcilik Enstitüsü (INADEM) projesi, hükümetin kendi kendine sürdürülebilir startup ortamı oluşturmak için teşvik ettiği bir proje. 2014 yılında girişimcilere yapılan 658 milyon dolarlık destek büyük bir patlamaya yol açmış olsa da problemler yaşanmaya devam ediyor.

Pek çok FinTech şirketi gibi merkezi Mexico City’de bulunan INADEM, yerel girişimcilerin resmi makamlara, yatırımlara ve desteğe ulaşmasını mümkün kılıyor. Peki, ya INADEM’le bağlantısı bulunmayan insanlar ne olacak? Ya da Mexico City dışındaki FinTech şirketleri ve topluluklar? Bu tür bir yapının merkezcilikten uzaklaştırılması daha geniş kitlelerin FinTech endüstrisine girişine imkan sağlayabilir ve FinTech’in daha rekabetçi ve yaratıcı bir sektör haline gelmesinin yolunu açabilir.

Etiketler