Amazon’un 30 Saatlik Çalışma Haftasının Mükemmel Bir Fikir Olmasının Sebebi

Geçtiğimiz hafta Amazon, bir grup çalışanın her hafta yalnızca 30 saat çalışacağı pilot bir uygulama başlattığını duyurmuştu. Bunun karşılığında çalışanlar, standart maaşlarının yüzde 75’ini alacak ve şirketin sunduğu tüm yan haklardan faydalanabilecekti.

Pek çok Amerikalının bu saatlerin iki katı kadar çalıştığı göz önüne alındığında, şirketin bu politikası pek çok kesim tarafından tembelliğe teşvik olarak değerlendirildi.

Ancak bu uygulama başlatıldığından beri yapılan araştırmalar ve verimlilik testleri, bunların tam olarak aksini gösteriyor. Hatta ve hatta 30 saatlik çalışma haftası, çalışmaktan beyni yanmış olan Amerikalıların belki de tam olarak ihtiyaç duydukları şey.

İnsan kaynakları uzman Joe Rubin, bunu şu şekilde özetliyor: “Bunu ilk duyduğunuzda  Amazon’un çalışanlarının çıkarlarına ne kadar önem verdiği ile ilgili şüphe duymaya başlıyorsunuz. Sonrasında ise olayın biraz daha derinine indiğinize, aslında çok güzel bir fikir olduğunun farkına varıyorsunuz. Bu fikir, çok daha fazla insanın iş gücüne katılmasına ön ayak oluyor.”

Rubin’e göre 30 saatlik çalışma haftası sayesinde insanlar, uygunsuz saatlerde çalışmak zorunda kalmadan ya da uzun yıllık izinlere çıkmadan stabil bir çalışma grafiğine sahip oluyor. Çalışanlara daha fazla esneklik sunarak Amazon, iş yeri dışındaki hayatın önemli olduğu mesajını yayıyor.

Bu yeni politika aynı zamanda perakende devinin insan zihninin limitlerinin farkında olduğunu da gösteriyor. İnsanların odaklanma dilimleri oldukça zayıf olarak biliniyor. Pek çok araştırma, tek seferde bir göreve yalnızca birkaç saatliğine odaklanabildiğimizi ortaya koyuyor. Doruk noktamıza ulaştıktan sonra ise verimliliğimiz önemli ölçüde düşüyor ve acı çekmeye başlıyoruz.

Mesela insanlar, günlerinin sonuna doğru vakitlerini verimsiz harcamaya öyle alışmışlar ki, rastgele YouTube gezintilerinin, farkında olmadan giderek daha fazla zaman almasına izin veriyorlar.

Amazon’un pilot programına dahil olan çalışanlar, pazartesiden perşembeye saat 10:00 ile 14:00 arası çalışıyorlar. Bu yeni politikayı test etme kararı aynı zamanda büyük organizasyonlara da mesaj veriyor. Onlar da zamanla değişime gidebilme potansiyeline sahip olduklarını unutmamalılar.

Rubin, bu test programının negatif yönlerinin olabileceğini de eklemeyi ihmal etmiyor. Bunlardan bir tanesi, tam zamanlı çalışan insanların, bu programa dahil olanlara karşı tepki gösterebilecek olması. Ancak Rubin’e göre bundan daha büyük bir sorun var: Part time çalışanlar, kendilerini 30 saatten daha fazla çalışmak zorunda hissedebilirler. Bu durumda da bu sorunu çözmek, Amazon’a kalıyor.

Eğer şirket bu politikayı düzenli bir şekilde uygulamada tutarsa, daha kısa bir çalışma haftası uygulaması, kurumsal Amerika’da kendine ufak ufak yer bulmaya başlayabilir gibi görünüyor.

Etiketler