DigitalTalks Sonbahar18’in İkinci Haftasında İçerik Pazarlaması ve Influencer Pazarlamasına Odaklandık

Birbirinden değerli konuşmacıları dinleyeceğimiz; yeni kişilerle tanışıp bağlantılarımızı kuvvetlendirme şansı bulacağımız 6 haftalık maratonumuz DigitalTalks Sonbahar’18, İş Kuleler’de devam ediyor.

16 Ekim Salı akşamı ilk oturumumuzda “İçerik Pazarlamasının Dönüşümü” başlıklı sohbetimizde PepsiCo Dijital Pazarlama ve e-Ticaret Müdürü Didem Namver,  Havas Digital Turkey & Havas Engage İstanbul Direktörü Erhan Adsan ve Yemek.com Ürün Müdürü Ufuk Utaş ile keyifli ve öğretici bir sohbet gerçekleştirdik.

Bu sohbetten kimi bölümleri sizlere aktarmak istiyoruz: (Çok yakında etkinlikten kimi kısa videoları da sizlerle paylaşacağız.)

Didem Namver:

  • Tabii ki bir takım pazar analizleri hep dikkate alınıyordu ama artık dijital buna o kadar farklı datalar sağlıyor ki; istediğimiz hedef kitleye istediğim mesajı geçirebiliyor muyum gerçekten, gibi sorulara cevaplar bulabiliyoruz. Doğru içeriği doğru kitleye ulaştırmak gibi bir misyonumuz var. Burada da hedef kitleyi anlamak giriyor devreye. Kime konuşuyoruz?
  • Aslında web sitelerimizdeki bütün tanımlar da içerik sayılıyor veya SEO odaklı yaptığımız blog çalışmaları da içerik pazarlamasına giriyor. Bizim gibi global şirketlerin kampanyalarını düzenlerken tüketiciye ulaşmak için kullandığı her türlü varlık içeriğe giriyor…
  • Bir de birtakım trendler var; artık mobil birinci ekran, dijital %90 dijital içerik mobil üzerinden tüketiliyor. O yüzden bütün bu projelerde artık mobili de dikkate almak değil, önce mobili düşünerek hareket etmek gerekiyor. Bu çok jenerik ama bunu bazı markalar hala uygulayamıyor.
  • Biraz ortak akılla da hareket etmeye başladık hızlanmak adına. Marka ekibi, dijital ekipler, medya planlama ajansı, dijital ajans gibi farklı uzmanlık alanları var. Bu arkadaşların her biri kendi alanlarında uzman ama hızlanmak adına asıl olan hepsini bir masa çevresinde toplayıp herkesin uzman olduğu alanları birleştirerek birlikte bir hedefe koşmak lazım. Biz bunu uyguluyoruz. Şirketlerin ayrı ayrı çalışıp getirdikleriyle birlikte çalışıp getirdikleri inanın fark ediyor.
  • Kültür olarak Pepsico’da “test and learn” diyoruz, hatta “fail fast” diye bir konsept de var: mümkün olduğunca hızlı hata yap, hatandan öğren, devam et kültürü hakim şirkette…

Erhan Adsan:

  • Süreçte gördüğümüz şey şu: tüketim alışkanlıkları değişiyor ve dijitaldeki tüketim alışkanlıkları da değişiyor. Ekran boyutu değişiyor. İzlediğimiz ekranların yapıları, sistemler değişiyor. Yaratıcı ajanslar olarak biz de kendimizi evriltmeye çalışıyoruz çünkü tüketici sürekli değişiyor, yaratıcı ajansların da değişmemesi mümkün değil. Eskiden bir reklam yayınladığımızda onun çıktılarını alamıyorduk; ama şimdi girdiğiniz her içerik sorgulanıyor ve onun ardındakileri anlamaya çalışıyorsunuz. Her şey değişirken, tüketim alışkanlıkları değişirken biz de doğru içeriği doğru insanlara ulaştıracak şekilde yapılar geliştiriyoruz.
  • Ana konulardan biri artık hızlı olmak oldu. Bazı dalgalarla beraber sen de çok iyi sörf yapabilirsin ama düşüp kaçırabilirsin de. Markalar doğal olarak bizden dijital mecralar, dijital mecraların tüketimi kadar hızlı olmamızı bekliyorlar. Bu hıza ulaşabilmek için doğru yapıları, doğru stratejileri kurman lazım. Ajanslar için bence en büyük tehlike bu.
  • Tabii ki hızlı olmak önemli; hız mı kalite mi daha önemli diye düşünülür. İkisinin bir dengesini bulmak lazım. Marka tarafı için de ajans tarafı için de bu geçerli. Bunu sağlayabilen markalar doğru etkiyi yaratabiliyor.
  • Hızlı olmak adına bazen yaptığımız taktiksel hareketler oluyor. Bu taktikler gerçekten markanın stratejisine, hikayesine uyuyor mu? Bazen tek atımlık, ses getirecek işler yapmak isteyebiliyoruz. Onu yaparken doğru noktada mıyız, doğru yere gidiyor muyuz, iş hedeflerine fayda sağlıyor mu diye düşünmek gerek.

Ufuk Utaş:

  • Aslında yemek seni tanımlayan en baştaki şeylerden biri. İnsanların kendini tanımladığı şeylerden biri futbol, hangi takımlı olduğu, hangi işi yaptığı, hangi müziği sevdiği ise aynı zamanda hangi yemekle nasıl ilgilendiği…
  • Strateji olarak ilk önce yemek yapmayı sevenleri kendi tarafımıza toplayıp bu yola çıkalım dedik. Sonra karşımıza “beyaz yaka” çıktı. Bir şeylerin peşinden koşan, damağını geliştirmek isteyen, yaşamı seven, daha iyi yaşamak isteyen. Kendi kendimizi bulduk aslında bunu yaparken; bu yüzden de bir şeylere ulaşmak çok kolay oldu.
  • Yemeksepeti bize başta para kazanmayacaksınız, kitlenizi oluşturun, ben varım dedi. İlk önce sektörde reklam reddeden şirket olarak bilindik. Bu bize bir komünite kattı. Yemeksepetinin desteği bize vizyon getirdi reklam konusunda…
  • Yemek tarifleri, yemek sitesi gibi bir mecra kuruyorsan, Google senin için çok ciddi bir mecra olacak. Bir şey yaparken “Google buna ne der?” diye düşünmen lazım. Özellikle değişen algoritmalarla günlük ihtiyacı karşılamak 2014’e göre daha zor… İçeriğin üç ilkesi; eğlence, ilham ve fayda.

İkinci oturumumuzda ise “Geçmişten Geleceğe Influencer Pazarlaması” başlı sohbetimizde  Unite.ad Genel Müdürü Arman Acar, Unilever Türkiye, Orta Asya, İran Medya Müdürü Efe Volkan ve Bobbi Brown & La Mer Türkiye Marka Müdürü Hale Yılmaz bizlerle birlikteydi.

Değerli paylaşımların yapıldığı sohbetten kimi bölümleri sizlerle paylaşmak istiyoruz:

Arman Acar:

  • Influencer marketing aslında yıllardır ünlülerle birlikte hayatımızda olan bir şey. 2008-2009 yıllarından beri sosyal medyanın hayatımıza iyice girmesi, son 6-7 yıldan beri de hayatımızı sosyal medyada yaşıyor olmamız sebebiyle kendi ünlülerini çıkardı. Buna isterseniz fenomen deyin, isterseniz internet ünlüleri deyin… Böyle işlerin geri dönüşümü yüksek, influencerların bazı yaptıkları biz sektördeki insanlara itici gelebilir, ama aslında son kullanıcı ve halktan insanlar o insanda kendilerini buluyorlar.
  • Influencer tarafında yaşanan genel sıkıntı da şu: bir, influencerların influencer olduklarını bilmemeleri söz konusu. Bu işten para kazanıyorlar ama aslında neyi nasıl yapmaları gerektiğini bilmiyorlar. İkincisi, marka bir şeyleri kullanmak istiyor, markalar buna ekipler ayırıyorlar; ama bilgili olmayan bazı markalar ne istediğini bilmeyebiliyor. Marka influencer marketingden ne istediğini biliyor olmalı. Video izlenme mi istiyor, satış mı istiyor? O kadar çok kategori var ki burada. Bir diğer sorun da, influencer aslında ne verebileceğini bilmiyor.
  • 8 yıllık bir tecrübe var ortada. Kime ne kadar para vermişsiniz, ne kadar etkileşim almışsınız, geri dönüşü nasıl olmuş? Bu şunu sağlıyor: markaya bunu tekliflendirirken şunu biliyorsunuz: yapılan bir kampanyada geri dönüşü şu olmuş, kullanıcı bu olduğu için böyle bir fiyat alması gerekiyor. Ama bunu da eşitleyemiyorsunuz. Bu işin standard bir fiyata sahip olmasını engelleyen birçok faktör var…

Efe Volkan:

  • Özgün ve güvenilir marka önerileri yapan her şeye aslında influencer marketing diyoruz. Tanımı böyle yaptığınızda aslında biraz daha işi sosyal medya starından çıkarıyorsunuz. Bu bir ünlü, STK, konusunun uzmanı bir şef olabiliyor. O yüzden çok büyük bir topluluğu yönetmeye çalışıyorsunuz. Burada da stratejik bakış açıları, sürekli kendinizi teknoloji, yenilik anlamında geliştirmeniz ve ölçümlenebilir olmanız, bunu doğru partnerlerle yapıyor olmak kritik öneme sahip…
  • Aslında daha anlamlı tüketici deneyimleri yaratabilmeyi sağlıyor. Doğru partnerlik burada çok öne çıkıyor. Kendimize ekipler kurup eğitimle gelemeyeceğimiz bir nokta bu. Nasıl doğru planlama için bir ajansla çalışıyorsanız bu işin de uzmanlığından faydalanmak gerek diye düşünüyorum.
  • Görüşünü alabildiğimiz influencer arkadaşlarla konuştuğumuzda onların da farklı şeyler yapmaktan yana görüyoruz. O yüzden onlara doğru stratejiyle gittiğinizde, markanızı anlattığınızda, aidiyeti sağladığınızda, o da zaten en doğru işi çıkartmak için çalışıyor.
  • Şu anda dijitalin geldiği yerde çok hızlı büyüdüğünü görüyoruz. Böyle olunca da kendi içindeki dertleri; sahtecilik, reklam kalabalığı ve kargaşa gibi sorunlar ortaya çıkıyor.
  • Özellikle marka güvenliği ve markaya uygun iş yapabilmek çok önemli bir konu…

Hale Yılmaz:

  • Bizim kozmetik sektörü olarak çok iç içe yaşadığımız ve neredeyse bütün pazarlama harcamalarımızı yaptığımız bir kesim influencer habitatı.
  • “Influencer marketing” ve “celebrity” farkı nedir diye bakarsak, aslında bizim için “celebrity marketing” influencer marketingin altında. Her markanın yaptığı bir influencer piramidi var. Kendi markamıza uygun tüketiciye ulaşmak için bu piramitten yola çıkarak seçimler yapıyoruz.
  • Kozmetik kategorisi olarak influencerlarla beraber büyümüş bir kategoriyiz. Çünkü her influencer seve seve kozmetik ürünlerini kullanıyor.
  • Bence şu anda influencerların farklı markaları kullanması olumlu, çünkü bu gerçekten tüketicinin de yaptığı bir şey. Çünkü artık marka bağımlılığı diye bir şey yok. Biz aslında markaların farklı ürünlerini seviyoruz. Bu tüketicilerin eylemlerinin gerçek bir yansımasıdır.
  • Biz kanaat önderlerini, influencerları partner olarak görüp satış üzerinden onlara komisyon verdikçe işbirliklerimiz ve ilişkilerimiz o derece artıyor. Çünkü hiçbir influencer satışa dönmeyen bir paylaşım yapmak istemez. Onlar içeriklerini hazırlamakta tamamen serbestler. Her şeyi takip edebildiğimiz için sadece o influencer üzerinden gelen trafikten doğan total satışı görüp onlardan belli bir yüzdeyi komisyon olarak veriyoruz…

Değerli paylaşımları için konuşmacılarımıza, tüm katılımcılarımıza, elmas sponsorumuz Türkiye İş Bankası‘na; platin sponsorlarımız Esin Avukatlık OrtaklığıOracle ve VMware‘e; altın sponsorumuz Labrys‘e ve medya sponsorumuz Bloomberg Businessweek‘e teşekkürlerimizi sunarız. 24 Ekim Çarşamba akşamı görüşmek üzere.

Etiketler