Kişisel Anlaşmazlıkları Profesyonel Bir Biçimde Çözmenin Yolu

Sona eren iş ortaklıkları, işten çıkartma sorunsalı, iş etiği… Bu ve bunlar gibi, iş ortamlarında en fazla meydana gelen anlaşmazlık ve çıkmazları, soru ve cevap halinde sizin için derledik.

“İş ortağımın tüm hisselerini satın aldım ve arka plandaki rolümden sıyrılıp, şirketi yönetmeye başladım. Kendisi ise veda hediyesi olarak şirketteki bazı çalışanlara ve tedarikçilerimize benim güvenilir bir insan olmadığımı söylemiş. Kendimi sırtımdan bıçaklanmış hissediyorum ve kimin neyi duyduğunu bilemiyorum. İşleri nasıl yoluna koyabilirim?”

Kimin ne duymuş olduğu önemli değil, herkesin duyduğunu varsayın. Şimdi takımınız, söyledikleriniz ile yaptıklarınızın uyuşup uyuşmadığını takibe alacak. Siz doğru olanı yapmalı ve eski iş ortağınız hakkında kötü konuşmamalısınız. Buradaki fırsat, aslında güvenilir bir insan olduğunuzu kanıtlamak değil; doğru zamanda doğru yerde olmak ve güvenilir olduğunuzu göstermek.

Unutmayın, insanlar başarılı olmanızı ister. Çoğu çalışan başarısız bir patron yerine başarılı olanı tercih eder. Bu nedenle onların da bir parçası olmaktan keyif duyduğu bir topluluk yaratmaya özen gösterin; ilişkilere ve vaatlere saygı gösterin. Sorulara, fikirlere ve farklı bakış açılarına açık bir iklim oluşturarak sorunları, ondan da önemlisi çözümleri daha kolay belirleyin. Eğer tıkanırsanız, kendinize şu soruyu sorun: Beni neden izlemek istesinler? Takımınız, sizden önceki yöneticinin tarzına alışmış; o nedenle sabırlı olun, doğrudan ve net bir şekilde konuşun ve övgü ile yapıcı geri bildirim arasındaki dengeyi iyi kurun.

“15 kişilik bir şirketin CEO’suyum. Pazarlama elemanımız işini çok iyi yapıyor ancak kendisinden hoşlanmıyorum; toplantılarda benim otoritemi sorguluyor ve çoğu zaman kahve kokuyor. Onu kovabilir miyim?”

Maalesef birini kovma eşiği, salt koku ve hoşlanıp, hoşlanmamaktan ibaret değil; ancak yine de bu pazarlama dehasının zorbalığına bir son vermesi gerekiyor. Çıkardığı harika işleri bir kenara bırakın ve genel tavrının kurumunuz ve sizin üzerinizde yarattığı etkileri analiz edin. Neden bir süredir size karşı tutumu hakkında konuşmak için beklediniz? Rakibe gitmesinden mi korktunuz yoksa yüzleşme sırasında korkunç bir insana dönüşeceğinden mi?

Bu durumu oluşturan etmenler üzerinde iyice düşünün ve şartları nasıl iyileştirebileceğiniz üzerine odaklanın. Sonra da nokta vuruşlarınızı belirleyip, favori İK personelini de arkanıza alarak, bahsi geçen çalışan ile yapmayı kesmesi gereken davranışlar ve yaratacağı sonuçlar ile ilgili bir konuşma yapın, bu sonuçlara kovulma da dahil.

“Hangisi daha etik; hayırseverliğimi göstermek için bir etkinliğe logomu eklemek mi yoksa hiç konusunu açmadan sessiz kalmak mı?”

Bunu yapmanın doğru bir yolu yoktur. Eğer harcamalarınızda oldukça tutumlu bir şirketseniz, bazı kesimler, bağışınızın bir halkla ilişkileri oyunu olduğunu düşünebilir. Ancak logonuzu bir hayırseverlik etkinliğinde kullanmanızın hiçbir zararı yoktur. Desteklediğiniz olayın arkasında durduğunuzu ifade eder, olaya katkıda bulunduğunuzu ve çalışanlarınızın da sizinle aynı fikirde olduğunu göstermiş olursunuz. Bağış yaptığınızı halka açıkça duyurmak, daha yüksek iş tatmini getirebilir ve nihai olarak satışlarınıza da olumlu yansır. Bazı şirketler ise bağış yaptıklarını yalnızca kendi çalışanlarına duyurarak halka açıklama yapmamayı tercih eder. Sizin şirket kültürünüze en iyi uyan senaryoyu seçtiğinize ve bu senaryoyu uygularken saygı çerçevesinden çıkmadığınıza emin olun, yeter.

Etiketler