Her CEO’nun Bilmesi Gereken 3 Popüler Terim

Bir CEO’ysanız ve bazen teknik ekibinizin farklı bir dilde konuştuğunu düşünüyorsanız, yalnız değilsiniz. Benim dünyam teknoloji jargonuyla dolu çünkü ben her ay yüzlerce teknoloji startupıyla görüşmeler yapan bir risk sermayedarıyım. Ancak bir CEO için en önemli popüler terimler nelerdir? Hangi teknik terimler önemli trendleri ifade ettikleri için ön planda? Taksi endüstrisinden başka bir yere bakmayın ve en iyi örnek için teknik açıdan uzman olan Uber tarafından nasıl yönetildiğini görün.

Her CEO’nun öğrenmesi gereken 3 popüler terim seçseydim; API’ler, Yapay Zeka / Makine Öğrenimi ve Nesnelerin İnterneti’ni (Internet of Things) seçerdim. Bu kelimeleri tanımlamadan ve bir CEO’nun neden bilmesi gerektiğini açıklamadan önce bu alıştırmaya nasıl bir adım attığımı anlatayım. Bir grup iş adamı ile görüşümü karşılaştırmak istedim ve Survata aracılığıyla günlük bir anket yaptım. Ankete yaklaşık 300 kişi katıldı: C-seviye ve VP exec (%25), direktör (%22) ve yönetici (%53). Yaklaşık %35’i kadın, %65’i erkek. Çoğunluğun (%42) yaşı 25 ile 34 arasında; bir sonraki en büyük grubun (%20) yaş aralığı ise 35-44.

The types of people surveyed for Little's poll.

Katılımcılar, ABD’deki tüm bölgelerinden olmalarının yanı sıra telekom/teknoloji, finans, sağlık, inşaat, üretim, perakende, lojistik, eğlence, ulaşım, eğitim, enerji, devlet ve diğer sektörlerdendi. Anket, katılımcılardan; yapay zeka / makine öğrenim, veri bilimi, API’ler, mikroservisler, nesnelerin interneti, botlar, AR/VR, dronelar ve otonom araçlardan oluşan menüden CEO’lar için en önemli olabilecek 3 tanesini seçmesini istedi.

Ve tahmin edin ne oldu? Seçimlerimiz birbirine benzerdi. Katılımcıların seçtiği şeyler: Nesnelerin interneti (%19), veri bilimi (%15) ve mikroservisler (%12). Onlar mikroservisleri seçerken ben API’leri seçtim ama bu iki kavram aynı madalyonun iki yüzü. Benzer şekilde, ben yapay zeka / makine öğrenimini seçerken onlar veri bilimini seçti.

The top buzzwords respondents chose.

Bu kuşkusuz bilimsel olmayan bir görüş örneklemesi ancak yine de ABD’deki iş adamları için öğretici.

Bu yüzden her teknik terimin üzerinden geçip CEO’lar için neden önemli olduğuna bir bakalım.

Nesnelerin İnterneti (Internet of Things)

Basitçe söylemek gerekirse, Nesnelerin İnterneti, internet üzerinden veri toplayan veya ileten, birbirine bağlı cihazları ifade eder. Bir cihaz, açma kapama düğmesi olan ve aklınıza gelebilecek herhangi bir şeyi içerir: cep telefonları, giyilebilir şeyler (Fitbit veya Apple Watch gibi), CPAP cihazları, televizyonlar, termostatlar, ev güvenlik sistemleri, robotlar, ATM’ler, kola makineleri ve petrol kuleleri (oil rig).

Bu fiziksel objeler, kablolu ve kablosuz ağlar aracılığıyla gömülü, izleme ve kontrol sensörlerine (otonom bir araçtaki lazerler gibi), aktüatörlere (bir barajın kapanığı açar), ve filolara (Uber sürücüleri) bağlanır. Örneğin özenli sürücüler arabalarına sensör takmakta karar kılarsa, bir sigorta şirketi müşteriye tahminlerden ziyade gerçek sürüş davranışlarına dayalı olarak daha düşük otomobil primleri sunabilir.

Elektrik şebekeleri, tıbbı cihazlar, evler, üretim yerleri ve daha fazlası dahil olmak üzere her sektörde internet üzerinden etkinleştirilebilecek bütün nesneleri düşünün. Nesnelerin İnterneti modasında, 2020’ye kadar McKinsey & Company’deki analist başına 26 milyar ve 30 milyar arasında nesne bağlanabilir.

Bu CEO’lar için önemli çünkü bu hiper bağlanabilirlik, muazzam miktarda veriye erişim anlamına geliyor ve veriler, yeni gelir akışlarını yaratma, verimliliği artırma ve müşterileri memnun etme fırsatları anlamına geliyor.

The top three buzzwords chosen by respondents.

Veri Bilimi

Bu bizi rahatça ikinci terimimize getiriyor. Geniş miktarda veri üreten milyarlarca bağlantılı cihaz, işletmelerin çok fazla bilgiyi nasıl depolayacağını, izleyeceğini, analiz edeceğini ve bilgi aktarabileceğini bulmalarını gerektirir. Burada da veri bilimi konuya dahil oluyor.

Veri bilimi, dağlarca veriden bilgi toplamamıza yardımcı olur. Burada bahsettiğimiz veri hacmi, genellikle bir bilgisayara sığamayacak veya geleneksek istatistik araçları ile manipüle edilemeyecek kadar çok. Ayrıca veriler; ses, video, metin, resim gibi birçok farklı biçimde artarak gelir.

Veri bilimcileri, sosyal bilim, istatistik, bilgi ve bilgisayar bilimi ve tasarımları birleştiren becerileri kullanarak, insan kararlarını daha hızlı ve daha doğru bir hale getirmek üzere korelasyonlar ve modeller bulmak için algoritmalar yaratır.

İşte bu nedenle, yapay zeka / makine öğrenimi veri bilimi ile alakalı. Veri bilimindeki en yeni trend, yapay zeka / makine öğrenimi. (Bilgisayarların, insanların asla bulamayacağı korelasyon ve modelleri bulmak ve otomatik olarak geleceği tahmin edip kendi kendine öğrenen modelleri güncellemek için geniş veri havuzlarını inceleyerek okuması.)

Finanstan sağlığa, eğlenceden idareye kadar her endüstri, daha önce hayal bile edilemeyecek kadar fazla veriye erişebilir. Verileri etkin bir şekilde taramak, CEO’lar için önemli bir zorluk ve fırsat olacak. Girişimciler, yapay zekanın mevcut işletmeleri nasıl dönüştürebileceği veya geliştirebileceği ile ilgili olarak her gün risk sermayedarlarına sunum (pitching) yapıyorlar. Satranç ve “Go” oyunu gibi, Uber sürücülüğünden radyologluğa bazı işlerin yapay zeka devrimine yenik düşeceği belli.

Mikroservisler

Anketi yanıtlayanlara göre, her CEO’nun bilmesi gereken en popüler üçüncü terim mikroservisler. Mikroservisler, bir ürün kataloğu, fiyat listesi, çevrimiçi ödeme sistemi veya bir müşteri veritabanı gibi temel bir işletme kapasitesine odaklanan küçük ve modüler uygulamalardır. Her mikroservis ayrı bir işleve sahiptir ve tek bir Lego bloğu ile karşılaştırılabilir. Örneğin bu ayrı fonksiyonları bir araya topladığınızda, daha geniş, daha kapsamlı bir alışveriş uygulamanız olur.

Mikroservis modeli, geleneksel tek parçalı uygulamaların; birbirine kenetlenmiş büyük ve esnek olmayan bir bütün oluşturmuş legolar; aksine benzer.

Netflix, eBay, Amazon, Birleşik Krallık Hükümeti Dijital Servisi, Twitter, PayPal, Gilt, Guardian gibi şirketler ve birçok diğer geniş ölçekli websiteleri ve uygulamalar tek parçalı mimariden mikroservis mimarisine geçti.

Avantajları açık: mikroservislerin neredeyse sınırsız kombinasyonlarda kullanılması, bir organizasyona değişmek ve yenilik getirmek için ihtiyacı olan beceriyi veriyor.

Şimdi mikroservislerle API’lerin el ele olduğunu söylediğimi hatırlıyorum. Nedenini açıklayayım.

API

API’lerin dönüştürücü gücüne büyük bir inanç duyuyorum. Morgenthaler Ventures’un şirketin A Serisi finansmanına yaptığı yatırıma öncülük ettiğim Mulesoft’un 2006’daki başlangıcından bu yana yönetim kurulunda görev yaptım. MuleSoft, API önderliğindeki bağlanabilirliğin yaygın bir şekilde benimsenmesi üzerine kuruldu.

API’ler nedir ve nasıl mikroservislerle sinerji yaratıyor? API, “Uygulama Programlama Arayüzü” anlamına gelmekte. Bunları, mikroservisler ve uygulamaların birlikte iletişim kurabilmesi için gerekli Sarı Sayfalar, çevir sesi ve çeviri hizmetleri olarak düşünebilirsiniz. Yalnızca bir mikroservis (modüler, tek görevli uygulama) bir API eşliğinde olmadığı takdirde daha geniş bir kullanıcı grubu tarafından bulunamaz veya anlaşılamaz. Öte yandan, API’li bir mikroservis, çok daha kullanışlıdır çünkü hem iç geliştiriciler hem de müşteriler, ortaklar ve sağlayıcılar, yeni uygulamaları modüler ve hızlı bir şekilde yenilemek için bu mikroservislere bağlanabilir ve onları kullanabilir.

Örneğin UPS, gönderim API’lerini küçük veya büyük tüm ticaret web siteleri tarafından bulunabilir yaparak büyük ve hızlı büyüyen bir e-ticaret nakliye işi geliştirdi. Web üzerinden kolayca bulunabilen ve erişilebilen bu API, UPS için çok uygun bir satış ve dağıtım aracı haline geldi.

Tüm işletmelerin; Salesforce, ServiceNow, Workday, Box, Google Maps, Microsoft Azure makine öğrenme algoritmaları, Shopify vb. tarafından sunulan API destekli hızlı büyüyen mikroservis havuzuna eşit olarak erişimi var. Yarının endüstri liderleri, duyulmamış hızlarda yeni rekabetçi hizmetler oluşturmak üzere API liderliğindeki tak & çalıştır gelişmesini benimsemekle kendi BT organizasyonlarını tasarlamak için bugün adımlar atacak şirketler olacak.

Akla gelebilecek her fiziksel ve elektronik cihazın izleneceği ve kontrol edileceği, giderek birbirine bağlanan bir dünyada yaşıyoruz. Analiz ve optimize edilecek geniş miktarlarda veri yaratılıyor ve bildiğimiz dünyayı değiştirecek yeni uygulamalar besleniyor. Nesnelerin İnterneti; veri bilimi ve yapay zeka / makine öğrenimi; mikroservisler ve API’leri benimseyen bu şirketler için çok heyecan verici bir zaman. Arkasına yaslanıp izleyenler için de bir ayılma zamanı olacak.

Bu postun yazarı Gary Little, Canvas Ventures ve Morgenthaler Ventures’un genel ortaklarından biri. MuleSoft ve Totango gibi şirketlerin yönetim kurullarında görev yapmakta.

Etiketler